2026 Kutu Açılışı
Yirmi birinci yüzyılın ilk çeyreği bitti. Uzun zamandır bu kadar belirsizlik dolu bir döneme giriş yaptığımı hatırlamıyorum.
Yapay Zeka Çağı
Hani birkaç yüzyılda bir yaşanan çağ değişimleri var ya şu an tam ortasındayız. Çağ değişimine denk geldik resmen.
İnternetin doğuşu mu? Evet, bir şeyleri hızlandırdı ve geliştirdi. Ama yapay zeka gibi bir sarsıntısı olduğunu hatırlamıyorum. Bu arada günlük hayatta kullandığımız interneti kast ediyorum. WWW’nin doğuşu yani.
Yapay zeka internet gibi yavaş gelişmiyor. Bam bam bam. Aşağı yukarı her iki haftada bir yapay zekada yaşanan gelişmelere “Oha” diyorum. Bu normal değil.
Belirsizlik yaratan da yapay zekanın kendisi, gelişim hızı ve belirsiz geleceği.
Ayrıca yapay zeka çıktılarının her açıdan gerçeklikten ayırt edilemeyecek kadar karmaşık hale geldiği bir döneme giriyoruz. Tamam, geçen yılda da çok iyiydi. Ama bu sene başka.
Danimarka’nın yaptığı gibi kişinin yüzünü ve sesini, yapay zeka üretimlerine karşı koruyan telif hakkı benzeri bir kalkana ihtiyacımız var. Her yer DeepFake.
Yetersizlik mi yoksa Üretkenlik patlaması mı?
Toplu işten çıkarmalar. Özellikle yazılım sektöründe pek gündemden düşmedi. Çok büyük ihtimalle (fiziksel olmayan) diğer sektörlere sıçrayarak devam edecek. Gündemden düşmez bu.
Düşünüyorum da birçok birey gelen bu yapay zeka dalgasını göremedi. Belki gördü. Ama şiddetini hesaplayamadı. Birçoğu ne olduğunu bile anlayamadı.
İşin kötü tarafı devletler tarafından da insanları korumaya yönelik bir politika yok. Faydalı bir şey göremiyorum. Avrupa Birliği biraz yasa koyuyor. Ama cidden olması gerekenin yanında onların yaptığı da pek yeterli değil.
Andrej Karpathy gibi biri bile kendini bu gelişim karşısında geride hissediyor. Biz ne yapalım daha?
Programcı olarak hiç bu kadar geride kaldığımı hissetmemiştim.
Programcıların katkısı giderek azalırken ve aralarında farklar artarken, mesleğin yapısı da dramatik bir şekilde yeniden şekilleniyor. Son bir yılda ortaya çıkan gelişmeleri doğru bir şekilde bir araya getirirsem 10 kat daha güçlü olabileceğimi hissediyorum ve bu gücü elde edememek kesinlikle bir beceri sorunu gibi geliyor.
Aşağıdaki olağan katmanlara ek olarak, ajanlar, alt ajanlar, komut istemleri, bağlamlar, bellek, modlar, izinler, araçlar, eklentiler, beceriler, kancalar, MCP, LSP, slash komutları, iş akışları, IDE entegrasyonları ve eskiden iyi olan eski moda mühendislikle aniden karışan, temelde stokastik, hataya açık, anlaşılmaz ve değişken varlıkların güçlü ve zayıf yönleri için her şeyi kapsayan bir zihinsel model oluşturma ihtiyacı.
Açıkça, güçlü bir yabancı araç dağıtıldı, ancak bu araçla birlikte bir kullanım kılavuzu gelmedi ve herkes onu nasıl tutacağını ve çalıştıracağını kendi başına bulmak zorunda kaldı, bu da sonuçta 9 büyüklüğünde bir depremle mesleği sarsıyor. Geride kalmamak için kolları sıvayın.
Kimin ilk söylediği belli olmayan ama herkesin söylediği bir söz var ya:
“Seni yapay zeka işinden etmeyecek. Yapay zeka kullanan biri işinden edecek.”
Olay tam olarak bu.
Araç değişiyor, oyuncu değil.
Yapay zeka eğitimleri mi?
İşe yarar mı? Belki. Ama çoğu eğitimin rafta kalma süresi çok kısa. Eğitim planlaması ve eğitimin kendi süreci bitene kadar o yapay zeka eğitiminin geçerliliği kaybolabilir. Dikkat!
4 yıllık üniversite eğitimleri ne durumda? Hiç lafını bile açmayalım. Çok büyük zaman kaybı olarak görüyorum.
Claude Code, genel kullanıma açılma tarihi Mayıs 2025. Claude Cowork Ocak 2026. Yaz bunu kenara.
Terminal arayüzü hoş, hızlı ama çok kullanışlı gelmemişti bana. En azından benim için. Claude Code ve Codex IDE eklentileri çıkış tarihleri çok yakın, Eylül 2025. Tam olarak bu eklentileri kullanmaya başladıktan sonra benim için olaylar tamamen değişti.
Codex sayesinde ile Obsidian kullanımıma sanki durduk yerde bi yükseltme geldi. Tamam, Obsidian içinde yapay zeka eklentileri var ama bu başka. Kişisel not veritabanımı VSCode’da da olsa açıp okuyup istediğim analizi ve değişikliği yapabilmek çok ufuk açıcı geldi.
Kod yazmadan kendi iş akışlarımı, kullanılabilir bir uygulamaya ya da eklentilere dönüştürebilmek de işin kaymaklı tarafı.
İyisinden bir yapay zeka odaklı eğitim ne kadar? Tam bilmiyorum. Ama ucuz olmadığını söyleyebilirim. Bu açıdan “Hands On” bir yaklaşım tercih ettim.
Bi nevi Taleb’in kitabı “Skin In The Game” gibi bir yaklaşım. Bu arada kitabın adı, içeriğinden daha popüler.
ChatGPT zaten vardı. Ek olarak Claude ve Gemini için de Plus/Pro adı neyse artık üyeliklerini alıp kullanmak, denemeler yapmak, bir şeyler geliştirmek, eğitimin kendisinden daha faydalı göründü. Sonuç olarak da çok güzel şeyler olduğunu söyleyebilirim.
Özellikle son 6 ayda çok şey değişti. Yoğun bir dönemdi benim için. Birçok açıdan. Neden pek içerik üretemedim? Mazeret gibi tek tek saymaya gerek yok.
Çok şey biriktirdim. Paylaşmaya başlama zamanı geldi.
Hedefler Neler?
Yok. Gerçekten yok.
Garip geliyor biraz. Bu sene hiçbir netliğim yok. Sadece gelişmeye odaklıyım. Yapay zekayı dokunduğum ve dokunabildiğim her yere entegre etmeye çalışıyorum. Bu yerlerin hepsi belirsiz olsa da şu yaklaşım da bir hedef aslında. 🤔
Çıkabildiğim kadar yükseğe çıkıp, etrafta olup biteni daha net görebilmek. Alçaklarda her yer toz duman.
Normalde yaptığım şey yıllık olarak zihin haritası çizerek bir planlama yapmak, en azından yönümü tayin etmek.
Hani “5 yıl sonra kendini nerde görüyorsun?” gibi saçma bir soru var ya, yok öyle bi şey. Ortaçağda mıyız, ne 5 yılı. Daha yıllık hedef koyamıyoruz! 🤷
Piyasa çok karışık.
Sıfırlanma Yılı
Sıkı bir Formula 1 takipçisiyim. Seviyoruz.
Teknolojinin değişimine bağlı olarak aşağı yukarı 5-6 yılda bir köklü kural değişiklikleri oluyor. Şansa bak, 2026 yılı Formula 1’de böyle bir zamana denk geliyor.
Son bilmem kaç yılda kimin şampiyon olduğu, hangi takımın en çok puan topladığı hiç önemli değil. Tamamen yeni bir tasarım, yeni bir motor, faklı kurallar ve yeni bir strateji gerekiyor.
Şu yaşadığımız çağ değişiminde benim, senin ve diğer herkesin ihtiyacı olan bu.
Likya Yolu’nu bilir misin?
Ülkemizdeki tarihi yürüyüş yolu. 500 km, nefes kesici manzaralar, puslu ormanlar, lokum gibi mavi sular, nereye gittiğini görmediğin patikalar, tarihi yerler...
2019 yılında tek başıma bir ayda yürümüştüm. Birçok konuda bakış açımı değiştirmişti. Sıfırlanma yıllarımdan biriydi.
Düşün bi! Her gün aşağı yukarı 20 km yürüyorsun. Sırtında en az 15 kg sırt çantası, yaşamaya dair neye ihtiyacın varsa bunun içinde.
Gördüğün en güzel manzaralar, kısa molalarda durup arkaya baktığında gördüklerin.
Benzer hissiyat. Yükümüz ağır, GPS var ama yol değişmiş, koşullar farklı, patikanın nereye gittiği belli değil, işaretler silik.
Ama hala yoldayız, yürüyoruz...



